AVRUPA

Süleyman Taşköprü 17 yıl önce bugün NSU tarafından öldürüldü

2001 yılında Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) terör örgütü tarafından öldürülen Süleyman Taşköprü’nün ölümünün üzerinden 17 yıl geçti belki ama ailesi ve yakınları o günün acısını dün gibi yaşıyor. Cinayetlerin çözülememesi ise ailelere daha çok acı veriyor.
27 Haziran 2018

Almanya’da yaşayan Süleyman Taşköprü, Haziran ayının 27’sinde erkenden kalkıp Hamburg’ta kendisinin, ailesinin ve kız kardeşinin geçimini sağlamak üzere işlettiği küçük manav dükkânını açtı. Saat 11.00 olmak üzereydi ki Taşköprü’nün dükkânından üç el ateş sesi duyuldu. Katiller hem telefon kablolarını kopararak haberleşme bağlantılarını kesmiş hem de iz bırakmamak için mermi kovanlarını yanlarında götürmüşlerdi. Taşköprü aşırı sağcı örgütün bilinen üçüncü kurbanı oldu. Öldürüldüğünde henüz 31 yaşındaydı ve arkasında 3 yaşında bir kız çocuğu bıraktı.

Acılı aile cinayetin gerçekleştiği dükkâna bir daha giremedi

Taşköprü cinayetinin ardından Alman polisi bu ölümü kara para aklama, mafya ilişkisi gibi sebeplerle değerlendirdi. Hatta aile içi hesaplaşmanın bir sonucu olduğu üzerine bile yoğunlaştı. Taşköprü’nün de diğer NSU cinayetleri gibi ırkçı bir cinayet kurbanı olduğu ne Alman polisinin ne de medyanın ilk etapta aklına gelmedi.

Cinayetten sonra aile, öldürülen oğullarının acısına dayanamadıkları için Süleyman Taşköprü’nün meyve-sebze sattığı dükkâna bir daha hiç giremedi ve dükkânı kapattı. Taşköprü’den geriye kalan 3 yaşındaki kızının bakımını ise anne ve babası üstlendi. Cinayet sonrası; yaşlı-çocuk demeden yapılan sorgulamalar, DNA testleri, çekilen fotoğraflar, sürekli ifadeye çağırmalar ile ailede huzur bırakılmadı. Süleyman Taşköprü’nün anne ve babası, Almanya’da kalmak istemeseler de torunlarının bakımı nedeniyle bu ülkede ikamet etmeye devam ettiler.

Diğer NSU cinayetlerinde olduğu gibi işyerleri inceleme yapılacağı gerekçesiyle haftalarca mühürlendi. Uzun süre sonra dükkânlar cinayetin gerçekleştiği hâliyle ailelere teslim edildi. Oğullarının kan izlerini gören ailelerin acıları tekrar tazelendi. Süleyman Taşköprü’nün babası Ali Taşköprü’nün cümlesi bu acıyı en yalın hâliyle tarif ediyordu: “Oğlumun kanını ellerimle temizledim. Altın çıksa dâhi bir daha o dükkâna giremezdim.”

Dükkânların kapalı tutulması acıların yeniden yaşanmasının yanında ailelere ciddi külfet de getirdi. Dükkânların içindeki ürünler bozuldu, dükkânlar kapalı kalsa da kira, elektrik, su gibi masraflar ödenmeye devam etti.

Yargı süreci 2013 yılında başladı

8’i Türk olmak üzere 10 cinayet, 2 bombalı saldırı ve 15 banka soygunundan sorumlu tutulan NSU ile ilgili yargı süreci ancak 2013 yılında başladı. Davada, örgütün hayattaki tek üyesi Beate Zschäepe ile örgüte yardım ve yataklık yapan 4 kişi yargılanıyor. NSU kurbanlarının yakınları örgütün arka planında yer alan destekçilerin bir an önce ortaya çıkarılmasını bekliyor.

Taşköprü ismi Hamburg’ta bir sokağa verildi

Cinayetten on yıl sonra ırkçı NSU tarafından öldürülen Süleyman Taşköprü’nün adı Hamburg’ta bir sokağa verildi. Ailenin acısını hafifletir mi bilinmez ama ırkçı cinayete kurban giden Taşköprü’nün isminin ölümsüzleştirilmesi ırkçılığa karşı önemli bir mesaj oldu.

©DiasporaHaber