AVRUPA

İşçi göçünün 54. yılı: Türkler Avusturya’nın bir parçası

Viyana’da imzalanan Türkiye-Avusturya Anlaşması’nın üzerinden 54 yıl geçti. Avusturyalı Türkler, yarım asırlık tecrübenin ardından bugün ülkenin vazgeçilmez bir parçası haline gelmiş durumda.
15 Mayıs 2018

Bugün 9 milyonluk nüfusuyla “Avrupa’nın göbeğinde” yer alan ve “Birleşik Avrupa” idealinin taşıyıcıları arasında konumlanan Avusturya, İkinci Dünya Savaşı sonrası işgücü bulmada sıkıntılar yaşayan ülkelerin başında geliyordu. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu gelişmekte olan bazı ülkelerle yapılan işgücü anlaşmaları sonrası Avusturya’nın “yabancı işçiler” serüveni başladı. Bu durum, Avusturya toplumu açısından da “öteki” ile karşılaşma ve birlikte yaşama açısından önemli bir dönüm noktası oldu.

Türk işçilerin gelişi

İşgücü anlaşmasından önce, Avusturya’da 1951’de 112, 1961’de ise yalnızca 217 Türk bulunuyordu. Türklerin yabancı nüfusta oranı ise yüzde 0,2 seviyesindeydi.

15 Mayıs 1964’te Viyana’da Türkiye ile imzalanan anlaşma sonrası Türk işçiler peyderpey Avusturya’ya gelerek fabrikalarda çalışmaya başladı. 17 maddeden oluşan ve resmî ismi “Avusturya’ya Türk İşgücü Celbi ve Türk İşçilerinin Avusturya’da İstihdamına Dair Türkiye Cumhuriyeti ile Avusturya Cumhuriyeti Arasındaki Anlaşma” olarak kayıtlara geçen bu anlaşma, Avusturya’nın yabancı işgücüne olan ihtiyacını Türk işçileri ile karşılamak ve iki memleket arasındaki iktisadi dayanışmayı takviye etmek amacıyla düzenlendi.

Avusturya’nın en büyük azınlığı

1973’te işçi göçü sona erse de aile birleşimi ve eğitim yoluyla çok sayıda Türk Avusturya’ya gelmeye devam etti. Resmî verilere göre, günümüzde 185 bini Türk vatandaşlığına sahip olmak üzere Avusturya’da 350 binin üzerinde Türkiye kökenli bulunuyor. Türk nüfusu başkent Viyana’nın yanı sıra Aşağı ve Yukarı Avusturya, Tyrol ve Vorarlberg bölgelerinde yoğunlaşıyor.

Sağcı koalisyon Türkleri hedef alıyor

Türklerin en büyük grubunu oluşturduğu Avusturya Müslüman toplumu ise 8,7 milyonluk ülkede toplam nüfusun yüzde 7’sini oluşturuyor. Ancak Avusturya’da Hristiyan Demokrat ÖVP ile sağ-popülist FPÖ arasında kurulan koalisyon, Türkler başta olmak üzere ülkedeki tüm Müslüman gruplar açısından endişe verici olarak nitelendiriliyor.

İkinci Haider dönemi” olarak adlandırılan yeni koalisyonda, 18 yıl önce yaşanan sıkıntıların tekrarlanabileceği öngörülüyordu. 2000 yılında, aynı partilerin bir araya gelmesiyle bir koalisyon kurulmuş; yükselen tepkiler üzerine birçok Avrupa ülkesi yaptırımlarla karşılık vermişti. Avrupa genelinde yükselen tepki dalgasının ardından “zevahiri kurtarma” çabaları, ekonomik ve sosyal alanda huzursuzluğa sebep olmuştu.

Koalisyonun doğrudan Türkleri hedef alan uygulamalarının başında “çifte vatandaşlar” meselesi geliyor. Çifte vatandaşlık uygulamasının bulunmadığı Avusturya’da FPÖ, “Türkiye ile vatandaşlık bağını sürdüren kişilerin” tespit edilmesini talep ediyor. Aşırı sağcı partinin önergesi kabul edilirse, sayıları 18 bini geçen Türkiye kökenli Avusturyalının vatandaşlıktan çıkarılma tehlikesi gündeme gelecek.

Benzer şekilde ÖVP’li Başbakan Sebastian Kurz, 19 Nisan’da, Çanakkale Savaşları’nı canlandıran bir okul etkinliğini sert biçimde eleştirerek olay hakkında soruşturma açılmasını istemişti. Kurz ayrıca, belediyenin Türk derneklerine yönelik daha sert tedbirler alması gerektiğini belirtmişti.

Türkler Avusturya’nın parçası

Göçün üzerinden yarım asırdan fazla bir süre geçtiği hâlde, ikinci hatta üçüncü nesillerden bahsedildiği bir dönemde, siyasi hamleler nasıl olursa olsun Avusturyalı Türkler geleceklerini bu ülkede görüyor. Ekonomi, spor, kültür-sanat ve siyasette aktif olan Türkler kuşkusuz ki artık Avusturya’nın bir parçası; ırkçı eğilimlere sahip siyasetçiler kabul etse de etmese de sosyoloji bunu gösteriyor.

© DiasporaHaber