DÜNYA

Dünya Mülteciler Günü: Zorla yerinden edilmeler had safhada

Dünya Mülteciler Günü, mültecilerin karşılaştıkları engeller ile cesaretlerini ve güçlerini bütün dünyaya duyurabilmenin bir yolu. 2001 yılından bu yana, BM ve 100'den fazla ülke, 20 Haziran'da mültecilere moral ve destek vermeye çalışıyor.
20 Haziran 2018

Birleşmiş Milletler, mültecilerin özel bir güne sahip olmaları gerektiği çıkarımıyla Dünya Mülteci Günü’nü ilk kez 20 Haziran 2001’de kutladı; o zamandan bu yana ise her yıl kutlanıyor. Bu özel günde mültecilerin yaşam mücadelelerini alkışlarken Suriye, Afganistan, Güney Sudan, Venezuela ve Myanmar’daki krizin boyutunu hatırlatmak gerekiyor.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) verilerine göre, dünya genelinde, evlerini terk etmek zorunda kalan 65,3 milyon kişi mevcut. Bu sayı, İkinci Dünya Savaşı sırasında evini terk etmek zorunda kalanlardan bile daha fazla. Bazıları yeni ülkelere yerleşti; büyük bir çoğunluğu ise mülteci kamplarında evlerine gitmeyi ya da başka bir ülkeye yerleştirilmeyi bekliyor. 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü’nde mültecilerin cesaretlerini onurlandırırken bilinçli bir dünya kamuoyu oluşturmak adına özellikle son yıllarda yaşananların ne denli büyük olduğunu da unutmamak gerekiyor.

Dakikada 20 kişi savaş ve terörden dolayı, günde 42 bin 500 kişi ise savaş ve doğal afetlerden dolayı kendi ülkelerinin veya başka ülkelerin sınırları içinde korunmak için evlerinden kaçıyor. Sadece geçen yıl, 13,9 milyon insan yerinden edildi. Günümüzde, bu krizin en büyük kaynağı ise Suriye, Afganistan, Güney Sudan, Venezuela ve Myanmar.

Suriye

Suriye’deki iç savaş, dünya tarihinin en kötü insani krizlerinden birine yol açtı. Mart 2011’de, Arap Baharı rüzgarının Suriye’de esmesiyle 1 milyon insanın yerinden edilmesi sadece 6 ay sürdü. Krizin başlamasının üzerinden 7 yıl geçmesine rağmen Suriyeliler, dünyadaki zorla göç ettirilmiş en büyük nüfus olmaya devam ediyor.

Şu anda 11 milyondan fazla Suriyeli yerinden edilmiş durumda. Bu sayı, Suriye nüfusunun yüzde 45’ine denk geliyor.

Afganistan

Yıllar süren işsizlik, güvensizlik ve siyasi istikrarsızlık Afganistan’da büyük bir göçü beraberinde getirdi. Yaklaşık 2,5 milyon Afgan ülkesini terk ederek İran, Pakistan ve Avrupa’da yeni bir hayat kurmaya çalışıyor. Afgan mülteciler, Suriyelilerden sonra dünyanın en büyük ikinci mülteci nüfusunu oluşturuyor.

Güney Sudan

Güney Sudan’daki durum, Afrika’daki en büyük mülteci krizine neden oldu. Çoğu kadın ve çocuklardan oluşan 2 milyondan fazla mülteci, 2013 yılında çıkan iç savaşın ardından evini terk etti. Ne yazık ki Güney Sudanlı mültecilerin yaklaşık yüzde 65’i 18 yaşın altında.

Devam eden savaş, sel ve kuraklık ülke içinde yer değiştiren mülteciler için hâlihazırda kötü olan yaşam koşullarını daha zor hâle getiriyor. Temiz su, tıbbî ve temizlik malzemeleri, yiyecek ve barınak konusunda ülke çapında büyük bir ihtiyaç söz konusu. Milyonlarca Güney Sudanlı hayatta kalmak için acil bir desteğe ihtiyaç duyuyor.

Venezuela

Dünyanın belki de en az bilinen mülteci krizlerinden biri hâlihazırda Güney Amerika’da yaşanıyor. Bölgedeki en zengin ülke olan Venezuela, şimdi ekonomik, sosyal ve siyasal çöküş yaşıyor. Ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 90’ı yoksulluk sınırında ve temel gıda ihtiyaçlarını karşılayamıyorlar. Bu durum, son birkaç yıldır bölgede 1,5 milyondan fazla insanın yerinden edilmesine sebep oldu.

Myanmar

Ağustos 2017’de Myanmar’ın kuzeyinde patlak veren şiddet olaylarından sonra 693 binden fazla Rohingyalı, Bangladeş’e kaçtı. Kriz başlamadan önce, Bangladeş zaten kendi insani güçlükleriyle boğuşuyordu ve Myanmar’dan daha önce kaçan 212 bin Rohingyalıya ev sahipliği yapıyordu.

Geçtiğimiz sonbaharda yaşanan yoğun göç akını Bangladeş’in baş edemeyeceği bir boyuta ulaşarak durumu dünyanın en büyük mülteci krizlerinden biri hâline getirdi. Bugün, Bangladeş’te temel ihtiyaçlarını karşılamak için insani yardıma muhtaç en az 1 milyon Rohingyalı var. Bunların yarısından fazlası ise çocuk. Aşırı kalabalık kamplarda yaşamak zorunda kalan Rohingyalılar, yaklaşmakta olan muson mevsimlerine karşı ise oldukça savunmasız durumda.

Krizin en büyük kaybedeni: Çocuk mülteciler

Bugün, tarihin en kötü mülteci kriziyle karşı karşıyayız. Bu kriz, dünyadaki her yaştan çocuğu yerinden etmeye devam ediyor. Ev olarak bildikleri topraklar, çocuklar için artık uzak anılarda kalıyor. Çocuk mülteciler sürekli korku, belirsiz ve istikrarsızlık içinde yaşıyor. Bir sonraki yemeği nereden gelecek? Nerede uyuyacaklar? Onlara güzel bir gelecek sağlamak, Dünya Mülteciler Günü’nde hatırlanması gereken en temel amaç belki de…

© DiasporaHaber