AVRUPA

25. yılında Solingen faciası

25 yıl önce bugün yaşanan Solingen faciasında Genç ailesinin evi, Neonaziler tarafından kundaklanarak 5 cana mâl olmuştu. Hayatını kaybedenler, her yıl olduğu gibi anılırken yabancı düşmanlığı farklı boyutlarıyla yaşam alanı bulmaya devam ediyor.
29 Mayıs 2018

Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinin bıçakları ve keskileriyle ünlü bir kenti olan Solingen’de hayat sıradan akışında devam ederken hiç kimse, bugünün gecesinde yaşanacakların boyutunu tahmin edemezdi. Yaşanacakların bir aileden beş hayata mâl olacağı, kent sakinleri için tahayyül edebilecek bir trajedi değildi. Ancak henüz, üç vatandaşımızın hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan Mölln faciasının üzerinden bir yıl bile geçmemişti ki ırkçıların bu sefer ki hedefi, Amasya’nın Taşova ilçesine bağlı bir köyden 1970’li yıllarda Almanya’ya göç eden Genç ailesi oldu.

Solingen faciası ile bıçak ve keskileriyle ünlü bu kent, anavatandan uzakta bir aileyi alırken anavatandaki yüreklere de en derin yarayı kazımış oldu.

Olay gecesinde yaşananlar

Sonuçları hiçbir şekilde kıyas götürmese de Solingen’de o gün esasında başka bir olay daha yaşanmıştı. Saat 21:00 sularında Markus Gartmann, Felix Köhnen ve Christian B. isimli üç genç, kentin güneyindeki Gabelsberger sokağında düzenlenen bir eğlenceye katılmış ancak alkolün de etkisiyle diğer insanları rahatsız etmeye başlayınca yaka paça dışarı atılmışlardı.

Eğlenceden bu şekilde kovulmalarından dolayı sinirli olan üç arkadaş, kendilerini Bismarck sokağındaki çimlerin üzerinde bulduklarında saat 00:05’i gösteriyordu. Aslında bu olaydan sonra “evlere dağılma isteklerini” gerçekleştirmiş olsalardı belki de birçok yaşamı acı bir şekilde etkileyecek olan o ateşin kıvılcımı hiçbir zaman tutuşmayacaktı.

Ne var ki artık son otobüs seferi de bitmiş ve yürüyerek eve gitme fikri üç arkadaşa da cazip gelmemişti. Bu nedenle köşe başındaki sokakta (Bozener sokağı) oturan bir arkadaşlarına gitmeye karar veren üçlü, kısa bir süre sonra evin kapısında belirdiler. Planları geceyi burada geçirmekti. Ancak Christian Buchholz’un istifra etmesi ve eğlencede yediği yumruktan sonra burnunun şiddetli bir şekilde ağrımasından dolayı fazla oturmadan evden ayrılarak yeniden sokakların yolunu tuttular.

00:40 gibi arkadaşlarının evlerinin ayrılan üçlü, yaklaşık üç kilometrelik bir yürüyüşün ardından şehir merkezine ulaştıklarında aşırı sağcı çevreden tanıdıkları Christian Reher ile karşılaştılar. Eğlencede yaşananlar hakkında konuşamaya başlayan dörtlü, “Almanya’da çok fazla yabancının yaşadığından” yakınmaya başlaması ve buna karşı “bir şeylerin” yapılması gerektiği kanaatine vardıklarında Christian Reher’in Genç ailesinin evini işaret etmesi uzun sürmeyecekti.

Yakınlardaki benzinciden bir bidon benzin temin eden dörtlü, Genç ailesinin Werner sokağındaki evinin önüne geldikten sonra polis raporuna göre saat 1:38’de kapı girişine koydukları gazete ve kâğıt atıklarının üzerine benzin dökerek Genç ailesinin iki katlı müstakil evini ateşe verdiler.

Neo-Nazilerin kundaklama girişimi sırasında Hatice Genç haricinde herkes uyuyordu ve ne yazık ki ahşap merdivenlerden hızla yayılan alevler, evde yaşayan 19 kişiden 5 Türkün sonu oldu. Hayatını kaybedenlerden Hülya Genç daha henüz daha 9, Saime Genç ise 4 yaşındaydı.

Faillere ne oldu?

Olaydan yaklaşık bir hafta sonra polis, ağır kundaklama ve cinayet suçlamasıyla üç kişiyi gözaltına aldı. Kısa bir süre sonra dördüncü fail de belirlendi. Aynı aileden 5 kişinin ölümüne sebep olan dörtlü, Düsseldorf Eyalet Mahkemesi’nde yargılanarak 125 duruşma ve 276 tanığın ifadesinin ardından 10 ile 15 yıl arasında değişen hapis cezasına çarptırıldılar. Cezalarını tamamlayan Felix Köhnen, Christian Buchholz., Christian Reher ve Marcus Gartmann, 2000-2005 yılları arasında serbest kalırken şimdiye dek faillerden sadece biri Genç ailesinden özür diledi.

Acılı ama kin tutmayan örnek bir anne: Mevlüde Genç

Genç ailesinden bir isim vardı ki sabrı, tavrı ve yapıcı açıklamaları ile hep ön plana çıktı. Bu isim faciada kızları ve torunlarını kaybeden Mevlüde Genç’ti. Mevlüde Hanım hiçbir zaman kimseye karşı kin tutmadı. Aksine sürekli “Birlik içinde birbirimize yardım ederek hoşgörü içinde yaşamamız lazım” vurgusunu yaptı.

Mevlüde Hanım’ın bu tavrı herkes tarafından takdirle karşılanırken 2015 yılına gelindiğinde Almanya’nın o dönemki Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Başbakanı Hannelore Kraft’ın elinden devlet liyakat nişanı aldı. Kraft’ın ödül töreninde yaptığı konuşma Mevlüde Hanım’ın örnek kişiliğini özetliyordu: “Mevlüde Genç hiçbir zaman intikamdan bahsetmedi, nefreti dillendirmedi. Buna karşılık sürekli birbirimizi anlamaktan ve birbirimize yardımcı olmaktan söz etti. Mevlüde Genç bizim için yabancı düşmanlarına, sadece hoşgörüsüzlük ve nefret düşünenlere karşı güçlü bir ses oldu.”

Solingen faciasının üzerinden çeyrek asır geçti. Ancak bunca zamana rağmen Almanya’da yabancılara yönelik bakış açısında kayda değer bir gelişme yok. Genç ailesinin de acısı hâlâ tazeliğini korurken Mevlüde Hanım’ın tek isteği, sessiz ve sakin bir şekilde çocuklarını anabilmek.

@ DiasporaHaber